Dağhan Külegeç Fan Sitesi
Forumdan daha iyi yararlanabilmek için Üye olunuz.
Dağhan Külegeç Fan Sitesi

Dağhan Külegeç Hayranlarının Fan Sitesi, Dağhan Külegeç En Büyük Tek Fan Kulübü.
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Unutulmayan Kavak Yelleri Replikleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Orhan236
Üye
Üye
avatar

Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 521
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Ruh Hali :
Takımı :
Kayıt : 30/07/10

MesajKonu: Unutulmayan Kavak Yelleri Replikleri   C.tesi Eyl. 18, 2010 7:43 pm

“Cennetle dünya arasındaki mavi ufuktayım. Her gün birbirine benziyor, her gece aynı rüyayı görüyorum. Boğucu toprak kokusu, kimsenin duymadığı çığlığı… Kalbimin yerinden fırlayacakmışçasına atışını... Şimdi… Şimdi başladığım yerdeyim. Kayıp hayaller sahnesinde, kendimdeyim…”

“Ailemi seviyorum. Babam, abimi… Onlar bile çırpındılar benim için. Gözyaşı döktüler… Rüyamda görsem inanmazdım. Bugün bir şey daha anladım. Benim ailem o kadar da küçük değilmiş. Şöyle bir bakıyorum da güzel insanlar toplamışım etrafıma be… Hepsiyle en az bir kere kavga etmişimdir. Ama hiçbiri bana sırtını dönmedi. O bile… Sevgilimi seviyorum. Onun da beni gerçekten sevdiğini biliyorum. Onlar benim için ellerinden geleni yaptı. Şimdi sıra bende... Sonuçta benim adım Efe Kaygısız. Değil mi? Siz benim oldurucam deyip de olduramadığım bir şey gördünüz mü?”

“Bazen öyle bir an olur ki insanın hayatında… Her şeyin bambaşka olmasını sağlayacak bir an. Kısacık, göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Eğer o anı kaçırmazsan, harekete geçersen…Evrende bir değişiklik olur. Matrix’te bir kırılma. Bir anda her şey değişir. İşte ben, o anı kaçırdım.”

“Bundan sonra senin için Aslı yok, Deniz. Ondan uzak duracaksın. Adını bile anmayacaksın. Bundan sonra senin için ben de yokum artık. Biz seninle kardeş değiliz, dost değiliz, arkadaş değiliz, düşman da değiliz. Biz seninle hiçbir şey değiliz!”

“Aslı ben sana yalan söyledim. Saatlerdir dönüyorum bu dolap beygirinde ama hala korkuyorum, korkumda geçmiyor. Ben… Ben niye burdayım biliyor musun Aslı? Çünkü burda beni bulamazsın diye, her yere bakarsın diye düşündüm ama buraya bakmazsın dedim. Ben bir şekilde hep senin yanında buluyorum kendimi, tamam diyorum bu sefer çıkmayacağım karşısına, görmeyeceğim onu… Ama bir bakıyorum ordasın. Bir yerde vardı ne diyordu...Bizi yakınlaştırmak için dönüyor dünya… Kendi etrafında ve bizim etrafımızda… Ta ki, bizi bu rüyada birleştirinceye kadar…”


“Ben bu kızın sevgilisiyim tamam mı? Eğer bir daha seni Aslı'nın yanında görürsem, eğer bir daha onu rahatsız edersen yemin ediyorum o aptal burnunu aptal beynine gömerim, anladın mı?”

“Ya ben bu hayatta bir tek şey biliyorum, o da sensiz yaşayamam. Ben senin yanında nefes alıyorum. Senle beraberken yaşayabiliyorum. Sen varsan ben de varım, sen yoksan yokum. Ölüyüm… Ama ben ölmek istemiyorum, Aslı. Ben seninle yaşamak, seninle yaşlanmak istiyorum. Seni hep mutlu etmek istiyorum. O gün… O gün, okulda ben gerçekten de aptalca, salakça bir sorumluluk duygusu yüzünden sana evlenme teklifi ettim. Sen de bana dedin ki; benim sevdiğim Efe gerçekten istediği için bana evlenme teklifi eder. Sen Aslı Zeybek, bu mehtabın ve denizin huzurunda hiçbir baskı altında kalmadan,dünyanın en uyuz, en gıcık, en lanet ama seni dünyalar kadar seven adamla evlenmeyi kabul ediyor musun?”



- Efe


“Çok uzun zaman oldu, Mine. Yani seninle oturup konuşmayalı… Belki de en büyük sorun buydu. Konuşamadığımız için hep yanlış anladık birbirimizi. Nolursa olsun bir tek şeyi bilmeni istiyorum. Ben seni hiçbir zaman üzmek istemedim... DVD'leri özel olarak senin için seçtim. Yani sevebileceğin filmleri… Biliyorum, çok seviyorsun film izlemeyi. Özellikle romantik-komedileri ayırdım sana. En çok onları seviyorsun. Mektubu bitirince bir tanesini koy bilgisayara ve izle. Ha bu arada babanla tekrar konuş. İçinden ne geliyorsa onu söyle. Vazgeçme yani... Bunca yıl onu bekledin. Simdi bulmuşken sakın vazgeçme."

“Sana söylemek istediğim o kadar çok şey var ki… Ama artık çok geç. Her şey için çok geç. Keşke zamanı geri alabilseydim. Özür dilemeyeceğim senden; çünkü bir anlamı yok biliyorum. Seni üzdüğüm için kendimi hiç bir zaman affetmeyeceğim. Sen de affetme zaten, hak etmiyorum bunu. İstanbul’a gelirken büyüyoruz artık demiştin, heyecanlıydın. Bambaşka bir hayata başlayacağımızı düşünüyordun. Hayal ettiğin şey bu değildi, biliyorum… Bir filmde vardı, büyümenin en zor yanı neymiş biliyor musun? Sen farkında olmadan başlaması… Ben büyüdüm Aslı. Farkında olmadan, istemeden… Bir şekilde büyüdüm. Bir hata yaptım. Çevremdeki herkesin hayatını darmadağın edecek bir hata. Senin, Efe’nin, hatta Mine’nin bile… Ve her hatanın bir bedeli vardır. Benimki de gitmek… Her insanın bir hikâyesi vardır. Bugüne kadar senin hikâyende hep ben vardım. Eğer bundan sonra da olursam yasadığın acıyı çoğaltacağım, biliyorum. Ve senin hayatına bir kâbus gibi çökmeye hakkım yok benim, işte o yüzden gidiyorum… Ama şunu bilmeni istiyorum ki, ben seni hep sevdim… Hala seviyorum. Ve hayatımın sonuna kadarda seveceğim…”


“Ne yaptığımın farkındayım ben. Bu yüzden de çok acı çekiyorum. Senin yapabileceğin bir şey yok. Benim bu acıyı çekmem lazım. Sevgilimi kaybettim ben… Aşık olduğum kızı, çocukluk arkadaşımı... Evlenecektik biz. Hatta çocuklarımızın adını bile düşünmüştük. Ben kız istiyordum, o oğlan… Ama kız da olsa oğlan da olsa Ege koyacaktık adını. Ama ben her şeyi mahvettim. İkimizin geleceğini… Aslı’yla Deniz’i bitirdim ben. Bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bir daha ona sarılamayacağım, dokunamayacağım, güzel gözlerine bakamayacağım. Yani… Sen benim kardeşimsin, evet. Ben düşersem, sen beni toplarsın. Sen düşersen, ben de seni. Bu sefer değil Efe. Bir hata yaptım. Ve bunun sonuçlarına tek başıma katlanacağım. Acısını tek başıma çekeceğim işte.”

“Bak ben o gece hayatımı değiştirecek bir hata yaptım, tamam mı? Ama senin düşündüğün hatayı değil. Hatırladın mı ne olduğunu hı? Sonrasını da hatırla istersen. Urla’ya dönüşümü… Noldu sonra? Ben kardeşimi kaybetmemek için her şeyin üstünü örttüm, Efe. Hatırlıyorsun değil mi? İlla bir suçlu arıyorsan kendine bak. Aslı’ya güvenmediğin için asıl suçlu sensin!”

“Bazen de bir görüntü takılır gözüne. Kafanı nereye çevirsen onu görürsün, aklından silip atamazsın. Dünyanın neresinde olursa olsun, gider bulursun onu. Bazen de bir dostun sıcak gülümsemesidir özlediğin… İşte ben bunların hepsini yeniden bulmaya geldim.”

“Bana bunu nasıl yaparlar? Kardeşim dedim ben ona, kardeşim! Bana bunu nasıl yapar? Aynı evde yaşadık biz, aynı evde üşüdük… Beraber güldük, beraber ağladık. Giderken Aslı'yı ona emanet ettim. Ona iyi bak dedim. Kardeşim dedim ben ona, kardeşim…”



- Deniz



“Şşt, yalnız kovboy! Bu sesi hatırladın mı bir yerlerden? Sen bu satırları dinlerken, ben çok uzaklarda olacağım sevgilim. Yukardan ya da aşağıdan bir yerlerden sana el sallıyor olacağım. Şşt, bana bak hala ağlamıyorsun değil mi? Bak çok fena bozuşuruz Deniz, ona göre. Aslında benim hayalimdeki şey başkaydı. Kameraya görüntümü kaydedecektim. Ama annemler sağ olsun bir kamera bulmayı beceremediler. Eh, sende benim nefis sesimle idare edeceksin artık sevgilim. Aa bir dakika, yanlış anlaşılma olmasın diye bir açıklama yapmak istiyorum. Sen beni dinlerken ben ölmüş olacağım, sevgilim. Annemler söz verdiler bu CD’yi sana ileteceklerine. Ben şu anda hastanedeyim. Sen de biraz önce gittin ama getirdiğin çiçekler başucumda… Onlara bakıp bakıp avutuyorum kendimi. Seni çok seviyorum, Deniz.”



- Ada


“Sen devam ettin, Aslı. Bir şekilde devam ettin. Ama ben hala ordayım. Her gece rüyamda Efe'yi görüyorum ben. Onun kokusuyla uyanıyorum... Ama açmıyorum gözlerimi, açarsam göremeyeceğim onu biliyorum çünkü. Sonra her gün tekrardan aynı şeyleri düşünmeye başlıyorum. Gönül'le o plajdayız, ikizler var, telefon çalıyor. O telefonu açmasam... Açmayabilirdim o telefonu... O telefonu açmasam belki her şey değişecek. Ekip arabasını arıyorum... Ekip arabasını aramasam belki o trafiğin yanından geçip gideceksiniz, hiçbir şey olmayacak. Bir dakika ya... Bir dakika... Evlenecektiniz ya... Sonra kestirmeden gideyim diyorum, önlerine çıkarım. O lanet virajı kesmesem o uçuruma gitmeyeceksiniz, düşmeyeceksiniz o uçurumdan. Hepsi benim yüzümden oldu. Benim yüzümden gitti Efe. Kurtarırım sandım. Kaçarsa daha kötü olur dedim. Ama keşke bıraksaydım da kaçsaydı ya. Ben üç yıldır her Allahın günü bunları düşünüyorum. Her gözümü kapattığımda Efe'yi görüyorum. Bana diyor ki "Abi niye bırakmadın?" diyor ya. "Abi beni niye öldürdün?" diyor...”



- Metin


“Bazı günler vardır ki, savrulur hayatın… Sevdiklerine tutunmak istersin, yanında bulamazsın. Hiç ummadıkların peşinden gelirken, dostlarını görmek bile istemezsin. Tek aradığın sığınacak bir limandır kendine. Bazı günler vardır ki, yapışırsın hayata. Aşk kaplar her yanını... Kötülük çıkar karşına korkmazsın, bilirsin koruyucu meleğin yanındadır hep. Sürpriz doludur gün… Kimi üzer, kimi sevindirir insanı… Bazı günler vardır ki… Yeniden başlar hayat.”

“Dinlemeyeceğim ya, bu sefer ben seni dinlemeyeceğim! Ne yapıyorsun sen? Oyun falan mı oynuyorsun? Kobay mıyım ben ha, kobay mı? Önce Mineyi şöyle biraz mutlu edelim… Şöyle biraz mutlu olsun, yanında bulunayım, güzel şeyler söyleyeyim. Güzel hissetsin biraz... Ondan sonra hoop sokuyorsun Aslı’yı! Sonra bakıyorsun… Dayanabilecek mi? Kaldırabilecek mi? Ne yapıyorsun Deniz sen Oyun mu oynuyorsun sen benle? Söylesene! Ben seni her şeye rağmen affetmeye çalışıyordum, her şeye rağmen! Ben bunu hak edecek ne yaptım? Ne yaptım?”

“Aa aynı laf! Ne bu ya? Siz çalıştınız mı? Sahne falan mı bu? Yok, yok siz bayağı ruh eşisiniz tabii. Keşke ben de Efe gibi ölüp gitseydim… 3 gün üzülürdünüz sonra hayat devam ederdi. Ben daha dün sarıldım sana. Arkadaşım dedim, bana kazık atmaz dedim. Ama ne biliyor musun, Aslı? Eğer katilini affedersen o gelir bir gün seni yine öldürür. Sen de beni öldürdün."




- Mine



“Bazen öyle anlar olur ki insanın hayatında… Aklının karar veremediği yerde kalbin devreye girer. Derinlerden bir ses emreder sana. Doğru olan bu, git ve yap. Git ve konuş onunla. Karşı çıkamazsın o sese. Ellerin ayakların sanki başkasının kontrolünde… Hayatını değiştirecek yola çıkıverirsin. İşte ben, şimdi o yoldayım.”

“Derslerim başarılı diye, dostlarım var diye, seviliyorum diye, ailem yanımda diye senden özür dilemeyeceğim. Babam yanımda diye senden özür dilemeyeceğim Mine!”

“Sen benim şu hayatta tutunabildiğim her şeyiyle sevdiğim tek insansın. Ben sana böyle deliler gibi tutkunken seni böyle ucuz bir yalanla aldatabileceğimi nasıl düşünüyorsun ya?”

“Söz vermiştin bana. Tek başıma yapamam! Urla'ya götürecektin beni; o koya götürecektin Efe söz vermiştin!”

“Anlamadı bir türlü onu ne kadar çok sevdiğimi, anlamadı. Belki de ben anlatamadım. Ama nasıl anlatılır ki böyle bir şey… Hiç kimseyi sevmediğim kadar çok seviyorum ben onu. Başkası umrumda değil benim, bir tek Efe!”

“Sevgilim yanındayım tamam mı? Geldim ben bak, ambulans da çağırdım. Deniz, kurtaracağım seni. Deniz! Konu benimle, nolur! Deniz, geldim burdayım, tamam. Deniz, Deniz konuş benimle nolur. Deniz! Deniz uyan Deniz uyan nolur! Deniz lütfen. Yardım edin, ya kimse yok mu? Ya lütfen birisi yardım etsin. Deniz hadi ya, hadi lütfen bak, hadi! Bırakma beni, nolur. Deniz nolur uyan! Lütfen. Bırakma beni. Geldim, bir tanem. Uyan hadi nolur, lütfen. Tamam ben burdayım geçecek hepsi bitecek, tamam.”

“Biz birlikte büyüdük Efe. Üçümüz… Hiç ayrılmazdık, unuttun mu? Aynı sokakta oyun oynadık, aynı okulda okuduk… İstanbul’a bile birlikte gittik. Birimizin bir şeye ihtiyacı olsa hepimiz koşardık. Birimizin canı yansa, hepimizin yanardı. Hatırlasana… Nasıl kıskanırlardı bizi. Herkes bizimle birlikte olmak isterdi. Biz arkadaştık. Her şeyden önce arkadaştık.”

Efe: Hale bak ya sakatlanmış çocuk. Ya kızım var ya yani senin sağa sola verdiğin helyum gazını Beyaz şovda sanatçılara vermiyorlar.
Mine: Pardon?
Efe: Ya hadi bir gaz verdin ehliyetsiz çocuğu otobanlara çıkardın. Yetmedi bir gaz daha verdin Alplerin kapısından içeri Malkoç oğulları gibi girdik. Yani o da yetmemiş ki çocuğa sen bir gaz daha vermişsin bak dün de balkonlardan aşağı atlamış. Kızım bak bu çocuk arkadaşları için gözünü kırpmadan her şeyi yapar anladın mı? Ya dün ona bir şey olsaydı? Hiç bunları düşündün mü?

---

Efe: Kızım manyak mısın nesin ya? Sana bir şey anlatılır mı be?
Mine: Ya niye anlatılmıyormuş ya?
Efe:Ya anlatsam sen abimle beni Urla`dan sürdürür, babamla Gönül`ü nikahlar, Şiyar`ı da göreve getirip onu annemle baş göz edersin be.
Mine: Ne?

---

Deniz: Oğlum ben aslıyla öpüşmek için 18 yıl bekledim bu beni geldiğimden beri 18 kez öptü.

---

Efe: İşin yoksa sen de gelsene. Aa manken düştü ya!
Aslı: Ne mankeni be?
Efe: Bildiğin manken kızım. Dur ben seni ararım. (Arabanın arkasından bağırır) Hooop birader manken! Aloo!
Aslı: Azdılar mı bunlar? Ne oluyor ya? Yok, Rus kızlarmış, yok Mine'ymiş. Terbiyesize bak şimdi de manken düşürdüm diyor.

---

Mine: Ben aşkın tarafındayım güzelim. Hem aşk ne ister Efe? Emek ister.
Efe: Ha... Ne bu? 23 Nisan konuşması mı? Sen mi yazdın?

---

Su: Ulan Allah tependen baksın. Kalıbından utan be! "Efe bi mankenle geziyor" dediklerinde bir şey sanmıştım. Bu mu o manken?

---

Aslı: Deniiz?
Deniz: Aslıı
Aslı: Efee?
Efe: Deniiz
Mine: Çocuklaar?
Efe (Mineyi göstererek) : Sue Ellen
Mine: Ya noluyo ya ben hiçbir şey anlamadım.
Efe: Valla biz de çok zor anladık güzelim ama baştan alamayacağız.

---

Efe: Allah'ım bir güne de romantik komediyle başlayalım, hep action hep action ya!
Mine: Ya dursana, ben de geliyorum!
Efe: Oldu! Bak kızım az önce deden benle Quake oynadı şimdi senle İstanbul sokaklarında counter oynar görürsün.
Mine:Ne diyorsun ya!?
Efe: Üstüne bir şey giy diyorum!

---

Efe: Meğer aşkımız bir günlükmüş.
Deniz: Ona bakarsan kelebeğin ömrü de bir gün ama o öyle güzel bir gün ki... Sen de böyle düşün.
Efe: Tabii... Lan biz aşkımızı tırtıl gibi öyle bir gün yaşayalım, siz ooo öyle kargayla kuzu gibi bir ovukta yüz yıl takılın ya hiç!

---

Deniz: Sen en iyisi sağa çek. Çünkü evde sadece bir tuvalet var.
Efe: Ya oğlum yaa! Ya bak şu tekstilden bir parayı vurayım, ilk iş iki helâlı bir ev alacağım sana ya. Bıktım ulan tek helâlı evlerinizden!

---

Efe: Ne yani? Sence ben mükemmel biri miyim?
Mine: E yani. Hani fena sayılmazsın. Gerçi ara sıra stop ediyorsun ama...

---

Doktor: Babası kim bu bebeğin?
Deniz: Babam.
Adam: Ee bu hanımefendi de annen oluyor o zaman.
Deniz: Olur mu canım o benim ablam.
Adam: Nasıl yani?! Beyefendi siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?

---

Aslı: Hala ben diyorsun ya! Hala ben diyorsun! Yeter artık Deniz! Artık sen yoksun! Ben varım ve benim hayatımdaki insan var!
Deniz: Ne demek şimdi bu?
Aslı: Bunu sana daha açık nasıl söyleyebilirim bilmiyorum. Benim hayatımda biri var. Adı Deniz değil! O sen değilsin! Başka biri! Şimdi anladın mı?

---

Aslı: Ama?

Efe: Ama… İşte ben bir tane Aslı tanıyorum. Yani ne zaman değiştirebildi onu, ne yaşadıkları, ne de bu elbiseler… Ya hep diyorum ya biz büyüdük be kuzu. Ama sen zaten böyle hep güzeldin ki!

---

Mine: Biz birbirimize asla yalan söylemeyeceğiz Cansu.
Cansu: Başkalarına?
Mine: Başkalarına olabilir.

---

Efe: Sen hiç benim oldurucam deyip de olduramadığım bir şey gördün mü?
Aslı: …
Efe: Tamam biraz dışardan yardım aldım.
Aslı: Biraz?
Efe: Tamam, tamam bu sefer Aslı halletti.

---


Mine: Şimdi Efe’lere geldik. Tutturdu özür dileyeceğim diye.
Burak: Anladım. Ne garip arkadaşların var senin. O onun eski sevgilisi ama sonra arkadaş olmuşlar, diğeri eskiden arkadaşıymış ama sonra sevgili olmuşlar. Ayrılmışlar ama hala görüşüyorlar falan… Enteresan yani.

---

Şükran: Salih bir şey yap, Salih oğlumu geri getir bana!
Aslı: Şükran teyzecim, Efe dönecek. 3 gün sonra uyanacak. Efe bu, orjinal adam. Siz hiç onun oldurucam deyip de olduramadığı bir şey gördünüz mü?

---

Aslı: Balkondan mı getirdin bunu?
Efe: Olur mu aşkım? Ben bunu gittim sırf senin için çiçekçiden aldım ya. Aslında gül alacaktım; ama bak bunun saksısı var. İstediğin zaman kafama vurursun diye şey ettim...

---

Efe: Aslı, Aslı, Aslı durur musun? Aslı! Ben çuvalladım. Hem de çok fena çuvalladım. Biliyorum bana çok kızgınsın. Ne kadar özür dilesem de beni affetmeyeceksin; onu da biliyorum. Ama, Aslı seni seviyorum. Çok seviyorum. Tamam, yani şimdi değil sonra. Başka bir zaman yani... Aslı bana bir şans daha ver lütfen! Söz veriyorum seni bir daha incitmeyeceğim Aslı. Aslı lütfen bana bitmediğini söyle! Lütfen!
Aslı: Bitti!

---

Atakan: Ayrıca banyoyu sürekli ıslak bırakıyorsun.
Güven: Bundan sonra toprakla yıkanırım. Bahçeden alır teyemmüm ederim.

---

Taksici: Kardeşim az daha sabredemediniz mi?
Deniz: Ne sabretmesi abi, ben bunun için ne kadar zamandır bekliyorum bir bilsen!
Aslı: (Deniz'e tokat atar) Aaa, lafa bak ya terbiyesiz.

---

Aslı: Abartmıyor musun?
Güven: Abartmıyorum. Hayattaki tek yeteneğim bu benim. O giderse ben ne yaparım? Uçamayan Superman mi olur Aslı? Duvarda yürüyemeyen örümcek adama dingil demezler mi?

---


Tolgahan: Nasılsınız?
Mine: İyiyim
Tolgahan: İyisiniz demek. İyi olmanız ne kadar iyi, Allah iyiliğinizi versin.

Aslı: Iıı Hayatım sen bana kızdın galiba. Efecim canım bişey mi oldu. Efe.. Kendine gel. Ben biraz geç kalırım demiştim. Unuttu heralde söylediğimi ondan bu kadar şaşkınsın dimi canım?
Alp bey: Evlat, kızcağız biraz geç kalmış işte ne var bunda şaşıracak. İnsanlık hali olur böyle şeyler. Neyse.. Hoş geldiniz.
Aslı: Hoş bulduk efendim.
(Sonunda Efe gözlerini Aslıdan ayırır.)
Efe: Yok.. Ondan değil ya. O kadar güzel olmuş ki… Peri kızı gibi. Yani benim karım diye demiyorum çuval giyse yakışır kendisine o bakımdan.
Alp bey: Eee herkes tamamsa gidebiliriz o zaman.
Efe: Ne yani bu kadar mı?
Alp bey: Öyle değil evlat, denize açılacağız.
Efe: Ta.. Tabi canım. Ben siz espri yapıyorsunuz diye şey..
Alp bey: Siz önden geçin keyfinize bakın, ben birazdan geliyorum.
Efe: Tabi tabii.. Biz önden buyuralım ve keyfimize bakalım dimi karıcım?
Aslı: Di canım. Hadi.

***

Efe: Kızım sen napıyosun ya he? Yani mandrakenin şapkasından çıkan tavşan mısın nesin ya?
Aslı: Kuzuyduk şimdi tavşana mı terfi ettik. Ben buraya senin hayatını kurtarmaya geliyorum be.
Efe: Ne kurtarması ya!?
Aslı: Bağırma. Sırıt, sırıt. Saçımı okşa, kolunu omzuma at bişeyler yap anlayacaklar şimdi. Hadi, hadi..
Efe kolunu Aslı’nın omzuna atar.
Efe: Ya kızım biz bunlara sue ellen’la nasıl hazırlandık haberin var mı?
Aslı: Anlamadım ne hazırlığı?
Efe: Ya ne hazırlığı olacak. Birbirimiz hakkındaki her şeyi öğrendik. Bir bir ezberledik yani ne var ne yok.
Aslı: Ezberledin de ne oldu? Ekti seni.
Efe: Ya ektisini biçtisini boş ver şimdi. Ya adam bir soru soracak apışıp kalıcaz sonra çıkacak foyamız ortaya.
Aslı: Of Efe biz ne zamandır birlikteyiz. Anlıyoruz, tanıyoruz birbirimizi.
Efe: Ya tanıyoruz da..
Aslı: Aaa. Pardon ben unutmuşum yani tabi seni kimse anlamıyordu kimse tanımıyordu hele ben hiç tanımıyordum. Zaten özür de dilemedin benden. Alp beeyy.. ()
Efe: Dur napıyorsun? Ahaha.. Özür dilerim.
Aslı: Aa.. Neden özür diliyorsun?
Efe: Çünkü bu hayatta beni senden daha iyi tanıyan yok. Tamam mı?
Aslı: Emin misin?
Efe: Eminim. Son kararım. O derece yani.
Aslı: İyi tamam.
Efe: Oldu mu?
Aslı: Oldu.

***

Alp bey: Nasıl yani? Siz ikiniz çocukluk arkadaşı mısınız?
Aslı: Evet Alp Bey. Biz Efeyle birlikte büyüdük.
Alp beyin karısı: O zamandan beri hiç ayrılmadınız herhalde?
Aslı: Hıı hıı..
Alp bey: İnsan 7sinde neyse 70inde de odur. Efe küçükken de böyle tez canlı mıydı?
Aslı: Aynen öyle. Hiç değişmedi. Bir dakika durduğu yerde durmazdı. Kendini sürekli sokaklara atardı. Derken madem sokaktayım bari bir işe yarasın dedi bişeyler satmaya başladı.
Alp bey: O yaşta mı?
Aslı: tabi tabi daha ilkokula gidiyordu böyle kullanmadığı kitapları defterleri satardı, plajda gazoz sattı, pazarda su sattı.
Alp bey: ticarette ordan geliyor demek ki.
Efe: evet. Herhalde ordan.
Aslı: evet. Tabi ama sırf para kazanmak için yapmıyordu. Arada bir kızlara da bakıyordu. Dimi Efe’cim?
Efe: aa hayatım nerden çıkartıyorsun bunları?
Aslı: ne yani şimdi yalan mı? Zaten okulu nasıl bitirdi anlamadım. Yani biraz takılarak ta olsa geçti sınıfları.
Alp bey: yaramazlık ta vardı yani?
Aslı: hemde nasıl. Daha siz göz açıp kapayana kadar başını belaya sokardı.
Efe: yok canım o kadarda değil. Abartıyor.
Aslı: vallahi o kadar, inanın. Yani bir gelirdi kaşı gözü yara bere içinde. Bide inatçı.. Yok, pansuman istemem, yok tentürdiyot istemem. Bildiğiniz keçi yani. Okusun diye çok uğraştım ama dinletemedim. Dershaneye kaydını yaptırmak için çok uğraştım ama olmadı. Okumayacağım dedi çıktı işin içinden.
Alp bey: okumak her şey değil biliyorum çocuklar ama bazen bir diploma çok kapıyı açabiliyor. Maalesef hayatın gerçeği bu.
Aslı: öyle tabi. Bende bu yüzden okumaya devam ediyorum.
Alp bey: öyle mi? Bundan hiç bahsetmedin. Ne okuyorsun?
Aslı: Tıp.
Alp bey: evlat, biraz karını örnek alsana. Bak hem evle ilgileniyor hem işle hem senle ilgileniyor hemde tıp okuyor.
Aslı: ama Efe yaşayarak öğrenmeyi seviyor. Yani hayatın içinde olmayı seviyor. Önce bakıyor, tartıyor, düşünüyor. Eğer inanırsa giriyor o işin içine.
Alp bey: hatalarda yapıyor tabi.
Aslı: yapıyor tabi yapmaz mı? Ama aynı hatayı iki kez yaptığını asla görmedim Alp Bey. Mesela Efe çok cesur birisidir. Ben öyle değilim. Yani sevdikleri için gözünü kırpmadan belaya atar kendisini. Eşim harika bir insandır, gerçekten.
Alp bey: vay be. Sen neymişsin delikanlı.
Efe: valla hakikaten Alp bey yani.. Ben neymişim de haberim yokmuş.

***

Alp bey: ee nasıl oldu peki?
Efe: ne nasıl oldu?
Alp bey: aşk.
Efe: efendim siz benden daha iyi bilirsiniz tabi ama yani aşk olması için öncelikle bir kadın ve bir erkeğin…
Aslı: ee aslında orasını tam anlayamadık yani biraz karışık dimi hayatım?
Efe: evet hayatım. Yani bir anda oldu bende anlayamadım yani o derece.
Aslı: çünkü birdenbire oldu.
Efe: ya ya aynen. Ben bir fark ettim ki ben ona deliler gibi aşığım ama o bilmiyor.
Aslı: ya… Bende ona aşığım ama o farkında değil.
Alp bey: peki nasıl evlenme teklif etti?
Aslı: ay çok romantikti.
Efe: Aslı’cım hiç gerek yok şimdi bunlar?
Aslı: hayatım sen yorulma ben anlatırım ()
Biz bigün yine böyle yemeğe çıkacaktık Efeyle. Kafeterya da oturacağız zannediyorum her zamanki gibi. Ama şık bir yere gideceğiz hazırlan dedi. Ben hiç şüphelenmiyorum ondan. Mavi bir elbisem vardı onu giydim ama bu arada ben hiç şüphelenmiyorum. Hazırlandım bekliyorum Efe’yi.
Efe: Aslı’cım uzatmayalım istersen. Ne gerek var şimdi dimi hıı?
Aslı: neyse ben uzatmayayım. Biz restourantta gittik tabi rezervasyonumuz olmadığı için bizi içeri almadılar. Giremedik. Anca böyle salaş bir balıkçı da yer bulduk. Oturduk, balık ekmek yedik. Derken kemanlar çalmaya başladı.
Alp bey’in karısı: Balıkçı da mı?
Aslı: aynen öyle. Ya bende çok şaşırdım. Ama hiç ihtimal vermiyorum böyle bişey olabileceğine. Derken balonlar gökyüzüne uçmaya başladı. Tam o sırada Efe bişey söyliycem çok önemli diyor bende saf saf dur bir dakika falan diyip gökyüzüne baktım o sırada havai fişekler de patladı. Ama en sonunda benimle evlenir misin deyince anladım tabi meğer hepsini o ayarlamış.
Alp bey’in karısı: Çok romantik bir çocuksun sen Efe.
Efe: Ya arkadaşlar çok romantik olduğumu söylerler..
Alp bey: vay be demek hepsini sen ayarladın he?
Efe: evet. Aynen öyle. Hepsini ben ayarladım. Çünkü… Çünkü Aslı benim için o kadar önemli bir insan ki unutamadığı bir anı olsun istedim.

***

Aslı: her şey için çok teşekkürler.
Efe: gerçekten şahane bir geceydi.
Alp beyin karısı: biz teşekkür ederiz.
Alp bey: sayenizde bizde çok güzel bir gece geçirdik. İnşallah en kısa zamanda tekrar ederiz.
Efe: inşallah.
Aslı: o zaman görüşmek üzere, iyi geceler.
Alp beyin karısı: görüşmek üzere Aslı’cım.
Efe Aslı’nın elini tutar, yürümeye başlarlar.
Aslı: Sence tamam mı? Hala bizi görüyorlar mıdır?
Efe: dur bakıyım. Yok, yok gitmişler.
Aslı: ohh.
Efe: ohh. Valla bir an çok korktum yakalanıcaz diye ya.
Aslı: hiçbir sorunda çıkmadı bence harikaydık.
Efe: tabi canım şahaneydik.
Aslı: sen şimdi söyle bakalım ben seni anlıyor muymuşum anlamıyor muymuşum?
Efe: valla kuzu ne diyim. Sen beni benden daha iyi tanıyormuşsun.
Aslı: Efe… Bırak istersen.
Efe: olur mu kuzucum bu saatten sonra bırakılır mı? Ne kadar güzel hallettik her şeyi ya.
Aslı: onu değil canım elimi bırak elimi..
Efe: Heh pardon ya.. sen eve gideceksin heralde hadi gel ben seni bırakıyım.
Aslı: yok. Ben hemen şurdan bir taksiye biner giderim.
Efe: ya ben bırakırım dedim Allah Allah bir kerede itiraz etme ya.
Aslı: aman iyi tamam bırak.
Birbirlerine bakıp gülerler.
Efe kolunu uzatır Aslıya.
Efe: Buyrun hanımefendi.
Aslı koluna girer Efe’nin.
Aslı: Teşekkür ederim beyefendi.

Aslıyla deniz ellerini silah şeklinde tutup efenin yanına gelirler...

DENİZ:kaldır ellerini
efe sıçrayarak sandaldan kalkar:Lan noluyor ya..
ASLI:bu bir baskındır shake It Up Shekerim.
DENİZ:Kıbırdama yoksa böbreğini sökerim.

EFE:heh organ mafyası..Bende tam sizden bahsediyordum ya...Nerden çıktınız siz oğlum ya?
ASLI Duyduk ki iki arkadaşınız olduğunu unutmuşsun beyfendi,bizde hatırlatmaya geldik..(efeye yaklaşarak)Deniz koru beni..
Efe gülerek:Ya seni Allah korusun be kuzu.Kız bu ne hal..
DENİZ:Kaldır ellerini şakamız yok..
EFE pardon.....
ASLI:Bak üçlük muhafaza vardır.
DENİZ:Gümrük muhafaza,sahil muhafaza.
EFE:Öbürüde Allah muhafaza dimi?
DENİZ:Ve biz bu üçününde eğitimini aldık.
EFE:Ya lunaparkta iki olaya girdiniz die aksiyonun kralımı oldunuz be..
ASLI:Üf olamaz mı yani.
EFE:Eh hadi bir kaynaşalım o zaman..
Ve birbirlerine sarılırlar..

EFE:Ahhhh.....
ASLI:Noldu?Noldu?
EFE:Ah böbreğimi çalmışlar...
Sonrada sandala düşer efe...

125.Bölüm - Efe


Şimdilik sadece en çok güldüğüm iki sahneyi ekliyorum, gerisini belki sonra eklerim.


Efe evine gelmiştir, aniden Hayriye odaya dalar.
Hayriye: Mahallemizin yağız delikanlısı.
Efe: Aah! Aman Hayriye ya.
Hayriye: Baak. Ben geldim. Beş yumurtayı kırdım önce, şeker ekledim sakince... Çırptım çırptım karıştırdım, kendimi senle kırıştırdım. ()
Efe: Hayriye'cim sen beni başkasıyla karıştırdın galiba. Ben senle kırıştırmadım, başkasıyla kırıştırdım. ()
Hayriye: Biliyordum. Biliyordum bunu, kiminle kırıştırdın!?
Efe: Ya kiminle kırıştırıcam Hayriye ya, kiminle kırıştırıcam? Ben işinde gücünde olan bir insanım. Hem ben senin üstüne gül koklar mıyım ya? ()
Hayriye: Sahiden mi?
Efe: Tabii ki hayır. ()
Hayriye: Aşk olsun. Ben sana o kadar kek yapıyorum, sen benimle dalga geçiyorsun.
Efe: E işte ne güzel, böylece ödeşiyoruz işte. Hıh. Dur bakayım.
Efe keki yer.
Hayriye: Bak, yine yapıyorsun.
Efe: Mmm... Gerçekten çok güzel olmuş ya, harbiden şahane olmuş. Yemin ediyorum gidince en çok senin bu keklerini özliycem ha.
Hayriye: Ya şu gitme lafını kaldırır mısın artık? Hem bak uğraştın, didindin, parayı da toparlayamadın.
Efe: Sen öyle san, sen öyle san. Aslanlar gibi topladım. O kadar az kaldı ki, her an gidebilirim. Belki yarın, belki yarından da yakın.
Hayriye: Cık, olmaz.
Efe: Olur.
Hayriye: Hayır, ol-maz.
Efe: Oldururum ben canım, oldururum. (Efe'nin meşhur lafı geldi aklıma. )
Alıyorum Küheylan'ı, hop, ver elini Yeni Dünya.
Hayriye: Peki ben n'olucam, beni kim olduracak?
Efe: Ya bu sorunun cevabını bütün Türkiye merak ediyormuş ya. Hatta mecliste araştırma komisyonu kurmuşlar, harıl harıl çalışıyorlarmış.
Hayriye: Ya, sen varsın ya zaten, niye çalışıyorlarmış ki? ()
Efe: Ya ben yokum Hayriye'cim, ben yokum, beni unut. Ben etkisiz bir elemanım, böyle 1 gibi, çarpıyorsun hiçbir şey olmuyor.
Hayriye: Ne dediğini anlamadım ama sen böyle anlamadığım şeyler söyleyince çok seksi oluyor. ()
Efe: Evet Hayriye'cim, seni artık dışarı almamızın vakti geldi. Hatta evin dışına alalım, maazallah gözetlersin falan.
Hayriye: Niye ki, napıcaksın?
Efe: Üstümü değiştiricem, oldu mu, rahatladın mı?
Hayriye: Ay tamam canım n'olucak, sen değiştiriver, ne de olsa komşuyuz, ben bakmam. ()
Efe: Hayriye!
Hayriye: Tamam ya, gidiyorum.
Efe: Hadiyo, hadiyo, hadiyo.. ()

Deniz: Oğlum bittin sen.
Efe: Ben senin anneni makyajsız gördüğüm an zaten bittim oğlum.

---

Efe: Abi ben en son Aslı’yla evcilik oynarken kibar oldum…
Leman: Efe’cim bizim için sofra önemli bir yerdir. Yani biz dikkat ederiz böyle şeylere.
Efe: Ya öyle tabi, Leman teyze. Annem de söylüyor bana hep sofra diyor, çok mübarek yerdir, oğlum, çok dikkat edeceksin diyor; ama sizin sofra daha bir mübarek olmuş yani mumlar falan… Türbe gibi olmuş ya.

---

Deniz: Yavrucak?
Alp: Aslı.
Efe: Namussuz?
Teyze: Arı.
Deniz: E alp?
Efe Namusluymuuş.

---

Deniz: Noldu evden mi kaçtın yine?
Efe: Yok bee. İşten kaytardık ya Murat amcaya bakacak yüzümüz yok, ben de eski usul geldim.
Deniz: Bu gece burda kalmayacaksın yani...
Efe: Aman, kalmadık sizin tek tuvaletli evinize be!

---

Deniz: Ne? Yani sen şimdi gönül hocaya onu seviyorum mu dedin?
Efe: Ya... Hatta alıp başını gideceğine o güzel başını al bir ömür göğsüme yasla dedim ama...
Deniz: Yuh!
Efe: Hem de ÖSS sabahı.
Deniz: Oha!

---

Efe: Kızım sende kuala yavrusu gibi sarıldın bir dur!
Kızın Abisi:Oynaşma lan. Oynaşma saçma manyağı yaparım valla seni.
Efe: Evet abi saçmalamayın yani böle benzin istasyonunda falan ateşle
oynamak olmuyor.

---


Deniz: Bak Aslı, hiçbir şeyi böyle çözemeyiz, tamam mı? Ama fikrini değiştirirsen seni bekliyor olacağım. (Aslı’yo öper) Efe’ye: Sana emanet kardeşim Allah kolaylık versin, ne yaptıysam olmadı.
Efe: Beni öpmeyecek misin ya?

---

Aslı: O zaman söz ver beni bırakmayacağına?
Efe: Tamam.
Aslı: Al işte, söz bile veremiyorsun.
Efe: İlla söz mü istiyorsun, tamam söz! Söz veriyorum ki bundan sonra her zaman yanında olacağım. Hiçbir yere gitmeyeceğim. Kovsan da gitmeyeceğim. Tamam mı, oldu mu, rahatladın mı? Hadi.


---

Canan(polise): Bu islerde bir uzman arasanız, Bilal bir numaradır. Ya o da çıksın çatıya belki ikna eder.
Polis: Kimsin sen?
Bilal: Zerzevatçıyım ben.
Polis: Alın sunu başımdan, alın şunu başımdan.
Canan: Ya neden dinlemiyorsunuz, uzmandır diyorum kardeşim.
HafizeTeyze: Canan, Aslı değil mi o ne isi var onun orda? Aslıı! Gözün kör olmasın. İn kız aşağı. Sana bir şey olursa ben babana ne dicem?

---

Mine: Efe saçmalama ya. Niye kafa bulayım ki seninle? Sonuçta İstanbul'a gelmişsin, kendi ayakların üzerinde durmaya çalışıyorsun, kaç kişi cesaret edebilir ki buna? Açıkçası hoşuma bile gitti yani. (Efe, Mine'yi koklar) Ya napıyorsun be?
Efe: Burnuma yine yalan dolan kokusu geldi gibi oldu da. Malum sen başka parfüm kullanmazsın.

---

Ayşe teyze: Yavrum… Niye kalktın?
Mine: Babam öldü değil mi? Keşke söyleseydiniz… O kadar da zor değil. Mine, baban öldü. Çok basit. Mine baban öldü… Bu kadar kolay aslında…

---

Efe: Hiii valla basıldık ya! Canan abla valla biz ders çalışıyorduk…
Canan: Ya tamam, bir şey demedim.
Efe: Valla ya ders çalışıyoruz. Yani kasus, ekosyus... Onların hepsini... Kızım güleceğine bir şey söylesene... Ya, benim bir tuvalete gitmem lazım.

---

Efe: Ben sadece seni mutlu etmek istedim…
Aslı: Zaten sen beni hep mutlu ediyorsun… Nasıl beceriyorsun bilmiyorum ama bir şekilde hep mutlu ediyorsun.

---

Deniz: [Mine’ye] Dinle beni. Bak… Önce seninle bir anlaşma yapalım, tamam mı? Ben senin arkadaşın falan değilim. Ehh, yani arkadaşınım ama sadece arkadaşın değilim. Off! Keşke bunu anlatmanın daha kolay bir yolu olsaydı. Yani demek istiyorum ki… Ben seninle tekrar birlikte olmak istiyorum. Eğer sen de istersen tabii… Çünkü… Seni seviyorum!

---

Güven: [Su’ya] Aman yemedik balkonunuzu. Zaten şurada bir köşede kıvrıldım. Hiç de rahat bir yer değilmiş, herkese söyleyeceğim. Her tarafım tutulmuş.

---

Efe: [Deniz’e] Aynen öyle. İlla bir bildiği vardır. Deniz bak sakın acı çekmediğimi düşünme. Tamam mı? Ben acı çektim. Hem de çok çektim. Kendimle didiştim, boğuştum, kavga ettim. Bunu arkadaşıma yapmamalıyım dedim. Ama bir yandan da ben… Ben Aslı’ya aşığım Deniz! Daha önce hiç kimseye aşık olmamışım ben. Gerçekten aşık olmamışım. Bunu anladım. O yüzden özür dilememi bekleme. Ama kendimle ne kadar boğuştuğumu da bil. Pişman mıyım? Hayır. Valla bu sefer ölmedik. Senin sayende. Ama hayat bu belli olmaz. Yani bir gün bir an tık diye gidebilirim. Ölürsem onu severek ölücem. Bunu bil.


---

Güven: Çekirdek?
Aslı: Yok sağ ol.
Güven: Bakkaldan çekirdek istiyorum çiğdem diye düzeltiyor ya hasta oluyorum şu İzmirlilerin adetlerine valla ya 40 yıllık çekirdeğe çiğdem diyorlar.
(Aslı ağlamaya başlar.)
Güven: Tamam ya çiğdem, çiğdem ya çiğdem.

Efe : Deniz’e celme taktim , Asli’nin sacini cektim , Canim kizmayin’ya sadece 5 yasindaydim!
Ah be Abi , ne iyidik eskiden .
Aniden 3 arti 1 olduk , isler karisti , Mine gelince yani !
Herkez birbirini Severken birden Aski oldu , biri küstü , biri Agladi , biri Sevildi , bir Sevdi .
Kimi Dost kimi Sevgili oldu .
Yani Arkadaslar , bize olanlar Büyünce oldu …
Aman be Kardesim , ne vardi Asik olucak , ne Güzel takiliyorduk dimi ya !
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.bilim.org/
-.-Yagmur-.-
Üye
Üye
avatar

Cinsiyet : Kadın
Mesaj Sayısı : 104
Nerden : istanbul
Ruh Hali :
Takımı :
Kayıt : 23/07/10

MesajKonu: Geri: Unutulmayan Kavak Yelleri Replikleri   C.tesi Eyl. 18, 2010 8:32 pm

çok tşkler hepsi çok gzll
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
DağhanKoliq
Üye
Üye
avatar

Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 7
Yaş : 27
Nerden : Bursa TURKEY
Ruh Hali :
Takımı :
Kayıt : 20/06/10

MesajKonu: Geri: Unutulmayan Kavak Yelleri Replikleri   Çarş. Eyl. 22, 2010 10:59 am

vay be abi süpermiş eline sağlık
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.facebook.com/#!/profile.php?id=100000149541393
Soulsurvivor
Üye
Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 40
Ruh Hali :
Takımı :
Kayıt : 01/07/10

MesajKonu: Geri: Unutulmayan Kavak Yelleri Replikleri   C.tesi Kas. 06, 2010 10:59 pm

Güzel Paylasım
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Orhan236
Üye
Üye
avatar

Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 521
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Ruh Hali :
Takımı :
Kayıt : 30/07/10

MesajKonu: Geri: Unutulmayan Kavak Yelleri Replikleri   Ptsi Kas. 08, 2010 9:02 am

Teşekkürler...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.bilim.org/
Ed'ac
Banned
Banned
avatar

Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 1528
Yaş : 24
Nerden : İstanbul
Ruh Hali :
Takımı :
Kayıt : 25/05/10

MesajKonu: Geri: Unutulmayan Kavak Yelleri Replikleri   Cuma Kas. 12, 2010 1:56 pm

Mine: Ben aşkın tarafındayım güzelim. Hem aşk ne ister Efe? Emek ister.
Efe: Ha... Ne bu? 23 Nisan konuşması mı? Sen mi yazdın?
:D
süper ya eline sağlık
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Unutulmayan Kavak Yelleri Replikleri   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Unutulmayan Kavak Yelleri Replikleri
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kavak Yelleri Son Sezonu mu Yaşıyor Aslı Enver diziden ayrılıyormu
» melodikada kavak yelleri beni al notaları
» Pelin Karahan Vikipedi
» peLiNiN yeNi saC modeLi nasıL?
» Recep Ivedik Turkcell Tavuk Reklamı "Psikolog" RepLikLeri

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dağhan Külegeç Fan Sitesi :: DAĞHAN KÜLEGEÇ :: Replikler-
Buraya geçin: